Bir çoğumuz bu ismi hayatının bir döneminde duymuştur. Belki bir filmde, belgeselde, reklamda belki de okuduğumuz bir kitapta… Onun tarihin en büyük bilim insanlarından biri olduğunu biliyoruz. Peki tüm bunların dışında Marie Curie Kimdir ?
7 Kasım 1867’de Polonya’da dünyaya gelen Maria Sklodowska , babasının matematik ve fizik öğretmeni olmasının da etkisiyle olacak daha erken yaşlarında bilime bir ilgi geliştirdi. Ama Marie için bir engel vardı. Yaşadığı şehirdeki Varşova Üniversitesi, kız öğrencileri kabul etmiyordu. Bilim insanı olmaya ve deneyleri üzerinde çalışmaya kararlı olan Maria ise, eğitimi için Fransa’ya giderek Sorbonne üniversitesinde fizik eğitimine başladı.
1895 yılında kendisi gibi bir bilim insanı olan Pierre Curie ile evlendi. Birlikte iki yeni element ya da en küçük kimyasal madde parçalarını keşfettiler: polonyum (kendi ülkesinin adını verdi) ve radyum. 1903’te, dalgalar veya yüksek hızlı parçacıklar olarak yayılan enerji olan radyasyon konusundaki çalışmaları nedeniyle fizikteki Nobel Ödülü’nü (çalışmaları üzerine inşa ettikleri başka bir bilim adamıyla birlikte) paylaştılar. Marie Curie, Nobel Ödülü kazanan ilk kadın olmayı başarmıştı.
Maria Curie
Marie Curie, sonraki yıllarda da bilimde kadınlar için etkileyici başarılar kazanmaya devam etti. 1906’a gelindiğinde görev yaptığı Sorbonne Üniversitesi’nin ilk kadın fizik profesörü oldu. 1909’da ise Paris Üniversitesi’nde kendisine ait bir laboratuvar tahsis edildi . Daha sonra 1911’de kimyada alanında Radyum ve Polonyum üzerine yaptığı çalışmalarla Nobel Ödülü kazandı. Halen iki farklı bilim dalında Nobel Ödülü’nü kazanan erkek ya da kadın tek kişi olma ünvanını korumaya devam ediyor.
Curie kısa süre sonra işini hayat kurtarmak için kullanmaya başladı. Radyum ve polonyum keşifleri önemliydi çünkü elementler radyoaktifti, yani atomları bozulduğunda katı maddeden geçebilen ve elektriği iletebilen görünmez ışınlar yayıyorlardı. Çığır açan radyoaktivite anlayışını, x-ışınının insan vücudunda daha güçlü ve daha doğru fotoğraflar çekmesine yardımcı olmak için kullandı.
1914’te, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa’daki savaş hastanelerine götürülebilecek mobil x-ray üniteleri yarattı. Little Curies olarak bilinen birimler genellikle Curie’nin eğitimine yardım ettiği kadınlar tarafından işletiliyordu, böylece doktorlar yaralı askerlerin vücutlarındaki kırık kemikleri ve mermileri görebiliyordu.

Marie Curie, 1918’de savaş sona ermesiyle, radyoaktif elementlerle çalışmaya devam etmek için laboratuvarına döndü. Fakat onun bu çalışmaları yüksek dozlarda radyoaktiviteye maruz kalmasına neden oluyordu. Yaptığı bu çalışmalar nihayetinde, 4 Temmuz 1934’te radyasyonun neden olduğu bir hastalıktan ölmesine sebep oldu. Marie Curie, yaşadığı dönemde tüm bu çalışmaları ve başarıları sayresinde kadınların bilimde çığır açabileceklerini kanıtlamıştı. Bu gün bile onu hikayesi bilim insanlarına çalışmalarını diğer insanlara yardım etmek için kullanmaları için ilham vermeye devam ediyor.





