Güzel ve bakımlı olmak her yaştaki kadının hakkıdır . Minik dokunuşlar, büyük değişiklikler getirir. Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı.
Hiçbir zaman geç değildir. Estetik olmadan da yüzümüz de bizi çok mutlu edecek değişiklikler yapabiliriz. Önemli olan ilerde bize hangi olumsuz sonuçlar getireceğini bilemediğimiz kimyasallardan kendimizi uzak tutup, tabiat ananın biz insanlara sunduğu doğal mucizelerden yararlanmaktır.
Guzelleşmek, tarihin eski çağlarından uzanan, sürekli bir gelişim ve değişim göstererek günümüze kadar gelen bir oluşumdur. Eski medeniyetlerde bunun kanitlarina rastlanmaktadır. Bu çağlarda bitkilerden elde edilen boyalarla saclar, gözler, dudaklar renklendirilmiştir. Güzellik bakımının eski çağlarda yol gostericisi Mısır ve Babillerdir.

M.Ö 5000 yıllarında Nil ovasında allık ,ruj , far ve sac boyaları yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Güzelliğin sembolü sayılan Kleopatra, bile o çağlarda kozmetik prepatlarini kullanmıştır. Ekşi süt banyosu yaparak süt asidinin olumlu etkisini ilk keşfeden Kleopatradir.
Tıp biliminin kurucusu Hipokrat zamanında kozmetik üzerine tavsiyelerde bulunmuş, ve kozmetik üzerine kitaplar yazmıştır. Ayrıca Galeneus; Lokal Remedies adlı ilk kitabı kozmetik bilgiler veren bir kitap olarak kabul edilebilir. Galenus tarafından formüle edilen kremde bu konuda ilk örneklerden sayılabilir .

