Warp Teknolojisi
1960’lı yıllarda yayınlanan Star Trek dizisindeki Atılgan gemisi sahip olduğu motorları sayesinde evrenin uzak noktalarına çok kısa bir sürede gidebiliyordu. O zamanlar warp motoru ve warp teknolojisi tam anlamıyla bir bilim kurgu fantezisinden ibaretti, fakat günümüzün birçok bilimsel gerçeği ile bir zamanlar bilim kurgu ve fanteziden ibaret olan bu teknolojinin teorik olarak da olsa gerçekten de yapılabileceğinin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Peki nedir bu warp teknolojisi, bu motoru kullanılan uzay gemilerinin nasıl bir tasarıma sahip olabilir, ve gelecekte böyle bir uzay gemisi ve böyle motorlar yapabilmek için neleri açmamız gerekecek?

Yıldızlar arası mesafeleri itki gücüyle aşabilmemizin imkanı yok. Işık hızına çıkabilsek bile başka sorunlarla uğraşmak zorunda kalacağız. Işık hızına ulaşmak ayrı bir sorun ve o hızdan da tekrar sabit bir noktaya dönebilmek bambaşka bir sorun. Üstelik bu konuda en büyük sorunumuz
Einstein’ın genel göreliliğinde bahsettiği, hiçbir nesnenin Işık hızına ulaşamayacağı gerçeği. Bütün bu sorunlar üst üste dizildiğinde idrak düzeyimizin ötesinde bir boyuta sahip evrenimizde gerçekten de çok uzak mesafelere yolculuk imkansız hale geliyor. İşte böyle bir yolculuk yapabilmemiz için çok farklı bir şekilde düşünmemiz gerekiyor.
Warp Motoru
Yıldızlar arası yapacağımız yolculuk için öncelikle hareket etmek yerine olduğumuz yerde sabit kalmamız gerekiyor. İşte Warp motorlarının yapabildiği şey de tam olarak bu. Warp motoru na sahip bir uzay gemisi hareket etmez. En azından kendisi hareket etmez. Onun yerine çevresindeki uzay ve zamanı hareket ettirir. Bu teknoloji ile uzay zamanı bir şekilde bükmeyi başarırsak yani evrenin dokusunu büzüştürüp bir noktaya toplamayı başarırsak istediğimiz noktaya çok kısa bir sürede gidebilmemiz mümkün. Ki uzay zamanı bükmek evrenimizde her an katrilyonlarca gök cismi tarafından gerçekleştirilen bir olay.
Söz gelimi güneşimiz de kendi çevresindeki uzay zamanı büküyor, hatta Jüpiter büyüklüğündeki devasa gezegenler de çevresindeki uzay zamanı bükebiliyor, ya da bunun dışında kara delikler çevresindeki uzay zamanı inanılmaz bir şekilde büküp kırabiliyor. Herhangi bir gök cismi sahip olduğu kütle ölçüsünce bu fenomeni gerçekleştirebiliyor. Bu mekanizmayı alıp yani evrenin milyarlarca yıldır yaptığı bu mekanizmayı alıp bir uzay gemisine adapte edebilir miyiz? Cevap edebiliriz. En azından teorik olarak bu mümkün.
İşte bu noktada Warp motoru teknolojisi devreye giriyor. Warp motoru teknolojisi iki kademeli bir çalışma prensibine sahip. Buna yönelik tasarlanmış uzay gemi taslaklarında gemi merkezde bulunuyor ve etrafında büyük iki halka yer alıyor. Bu halkaların iki farklı görevi var. Uzay gemisini çevreleyen halkalar kendi içlerinde çok güçlü bir elektromanyetik alan yaratıyor ve bu elektromanyetik alan halkaların içindeki uzay gemisini güvenli bir boşluğun içinde kalmasını sağlıyor. Bu alana warp köpüğü ya da warp baloncuğu diyoruz. Warp baloncuğu içindeki uzay gemisi, evrendeki bu bükülmelerden etkilenmeyecek, evrenden yalıtılmış bir şekilde bu alanda duruyor ve onun çevresindeki halkalar da enerji alanı oluşturuyor aynı zamanda bu halkaların içerisinde de warp motorları var ve bu motorlar da 2 kademeli olarak çalışıyor.

Halkaların İşlevi
Ön halkadaki warp motorlarının amacı geminin burun kısmındaki uzayı büzüştürmek, onu bir noktaya toplamak. Arka taraftaki halkanın görevi ise büzüştürülmüş uzayı tekrar eski haline getirmek. Yani ön taraftaki halka uzayı bir çarşaf gibi büzüştürürken, arka taraftaki halka ise o çarşafı yeniden düzeltiyor. Bu işlem sırasında da bu iki halkanın arasında bir uzay zaman dalgası oluşuyor ve bu uzay zaman dalgasının tam içinde warp balonu gayet güvenli bir şekilde duran uzay gemimizde ilerliyor. Yani anlayacağınız uzay gemimiz kendi çabasıyla bir noktadan diğerine gitmiyor. Warp motoru çevresindeki uzayı büzüşme-açılma etkisi sayesinde tıpkı bir sörfçünün dalganın üzerinde hareket etmesi gibi Warp motorları da uzay zamanda bir dalga oluşturuyor ve biz bu dalganın etkisi ile istediğimiz noktaya gidebiliyoruz. Üstelik ışık hızıyla gidebileceğimiz hız-zamanın 8 ila 10 katı arası bir dilimde.
Warp teknolojisi bizim uzak yıldızlara ulaşma konusunda en ümit veren projemiz kuşkusuz. Lakin bu teknolojiye ulaşma konusunda ufak engellerimiz var. Bunlardan ilki şüphesiz motorun tasarımı. Bugün kullandığımız jet itici motorları dahi basit yapısına rağmen üretimde oldukça meşakatli bir teknoloji. Böyle bir durumda uzay zamanı büküp ışık hızından 10 kat daha kısa sürede mesafeler katettirebilecek bir motorun üretilmesi şuan mevcut mühendislik düzeyimizin üzerinde. Nasa’nın warp motoru çalışmaları olduğu bilinse de bu çalışmalar daha çok bir bebeğin emekleme çalışmalarından farksız. Bu konuda bir diğer ufak sorunumuz da uzayı bükmemizi sağlayacak olan kütle. Dünyadaki bütün kaynakları kullansak bile ulaşamayacağımız bir miktarda. Daha açık olmak gerekirse hesaplamalar bize lazım olan kütlenin Jüpiter boyutlarında olması gerektiğini gösteriyor.
Anti Madde
Elbette warp motoru nun motorun çalışması için bu ölçüde bir kütleye sahip olma şansımız ve amacımız yok. Bu ölçüde bir kütlenin sahip olacağı enerji miktarına ulaşmamız da yeter. Dünya üzerinde sahip olduğumuz bütün enerji kaynakları hatta bütün gezegeni enerjiye dönüştürmemiz bile bu ölçüde bir enerji miktarına ulaşmamıza yetmeyecek. Bu konuda çalışmalar yapan teorik fizikçiler ihtiyacımız olan enerji için değişik alternatifler de sunuyorlar şüphesiz. Bunlardan ilki anti madde. Maddenin zıt ikizi olarak tabir edebileceğimiz anti madde, maddeyle etkileşime girmesiyle çok büyük miktarda enerji açığa çıkartabiliyor. Evrende bildiğimiz kadarıyla doğal olarak bulunmayan anti madde İsviçre’deki Cern gibi labaratuarlarda çok küçük miktarlarda üretebiliyor. Teorik olarak anti madde kullanarak uzay zamanı bükebilsek de bu ölçekte bir anti madde üretebilmemiz imkansız. Zira gezegenimizin kütlesinden de daha büyük miktarda anti madde gerekmekte.

Egzotik Madde
Warp motoru için ihtiyaç duyduğumuz enerji konusunda bir diğer alternatifimiz egzotik madde ise tam anlamıyla bir bilim kurgu konusu. Varlığı somut olarak keşfedilmemiş ve kanıtlanmamış olan egzotik madde bir çok fizikçi tarafından günümüzde aranmakta. Madde ve anti maddeden farklı bir yapıda olduğu sanılan, yani farklı atomaltı parçalardan meydana geldiği tahmin edilen egzotik maddenin warp motorumuz için ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılayabileceği bir çok bilim insanı tarafından iddia ediliyor. Tabi hali hazırda hiç karşılaşmadığımız bu madde gelecekte keşfedilebilir ve warp motorları hatta yapay olarak oluşturulabilecek solucan delikleri için de kullanılabilir.
Evrenin yaklaşık %25 ini oluşturduğu tahmin edilen karanlık maddenin egzotik madde olması konusunda en büyük aday olduğu düşünülüyor. Herhangi bir şekilde göremediğimiz dokunamadığımız maddi bir izine rastlayamadığımız karanlık maddenin varlığını kütle çekimsel etkilerini takip ederek keşfedebiliyoruz. Kim bilir gelecekte bu fenomenin sırları çözülecek belkide bu fenomeni kullanarak yıldızlar hatta galaksiler arası yolculuklar mümkün olabilecek.









