More

    Mu Kıtası ve Kadim İnsanlar

    Modern dünyamızın en meşhur efsanelerinden birisi de şüphesiz Mu Kıtası ve medeniyetidir. Mısır piramitlerinden Maya tapınaklarına kadar günümüzde halen şaşkınlık yaratan bir çok eserin altında Mu medeniyetinin yattığı düşüncesi oldukça yaygın bir efsanedir. Peki Atatürk’ün bile ilgi göstererek Türk tarihiyle bağlantılarını araştırdığı bu hikayenin kaynağı neydi?

    Mu kıtasının varlığını savunanların iddialarına göre insanlık bundan 2 milyon yıl önce Afrika kıtasında başlamadı. Bambaşka bir yerde Asya ve Amerika kıtaları arasındaki Pasifik okyanusunun tam ortasında başladı. Efsaneye göre bundan birkaç milyon yıl önce Asya ve Amerika arasındaki Pasifik okyanusun ortasında Mu adında Afrika kıtası büyüklüğünde bir başka kıta vardı. İlk insanlar ise bundan 2 milyon yıl önce burada ortaya çıktı. Aradan geçen zaman içerisinde insanlık bu kıta üzerinde gelişti, evrimleşti ve bunlar yaklaşık 75 ila 80 bin yıl kıtasıöncesinde çok gelişmiş bir medeniyet olan Mu Krallığı kuruldu. Mu medeniyeti günümüzdekinden çok daha üstün bir medeniyetti. Bilimsel ve teknolojik anlamda günümüz medeniyetinden üstün olan Mu halkı, aynı zamanda para psikolojik yetenekler de geliştirmişlerdi. İddialara göre Mu halkı içerisinde telepatik yeteneklere sahip insanlar dahi vardı. Ruhlarını bedenlerinden çıkartarak astral seyahatler dahi yapabiliyorlardı.

    mu uygarlıgı
    Mu Kıtası ve medeniyeti günümüzde dahi gizemini korumaktadır.

    Bugün bile Hayal edemeyeceğimiz kadar ileri bir teknolojiye sahip olan Mu halkı, günümüzden yaklaşık 12000 yıl önce yani büyük buzul çağı sonuna doğru büyük bir felakete maruz kaldı. Bazı tektonik hareketler neticesinde ki iddialara göre bu adanın altında devasa gaz kemerleri vardı ve bu kemerlerin patlamasıyla Mu Kıtası çok kısa bir süre içerisinde Pasifik okyanusun dibine çöktü. Adada yaşadığı tahmin edilen 64 milyon insanın tamamı bu felaketten sonra yok oldu. Sadece kolonilerde yaşayan küçük bir azınlık sağ kalmayı başardı. Bu insanlar zamanla dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Zaman içinde bu insanlar Mu medeniyetinin sahip olduğu bilgiyi ve teknolojiyi unutmuşlar ve karanlık bir çağa girmişlerdi.

    James Churchward

    Churchward
    James Churchward

    Mu medeniyetine ait elle tutulur kanıtlarını Dünya’ya sunduğunu iddia eden ilk kişi, İngiliz ordusunda bir subay olan aynı zamanda maden ve topografik alanlarda da çalışan James Churchward’di. Churchward ortaya attığı teorisine kaynak olarak Nepal’de ordu görevindeyken bir tapınakta başrap Rishi’nin kendisine gösterdiği saklanmış halde bulduğu ‘Naacal Tabletleri’ni göstermişti. Churchward Rishi’ den ‘insanlığın en kadim dili’ Naacal dilini öğrenerek tabletleri bu şekilde deşifre ettiğini söyledi. Çevirisini yaptı tabletlerde çok ilginç bilgiler vardı bu tabletler büyük felaketten sonra hayatta kalmayı başaran mu halkının bilgilerinin kopyaları idi. Ve orada Mu Kıtası ile ilgili her şey anlatıyordu.

    Mu kıtasının varlığına inanan Churchward hayatını bu medeniyeti araştırmaya adadı. Yıllarca Pasifikte ve çevre adalarında farklı medeniyetler ve onların kalıntıları ile ilgili çalışmalar yaptı. Fakat yaptığı bütün bu çalışmalara rağmen bilim dünyasını bir tür iddia edemedi. Çünkü elle tutulur kanıtlar sahip değildi.

    1921-23 yıllarında Meksika’da Amerikalı Jeolog William Niven tarafından yapılan kazılarda 12 bin yıllık olduğu anlaşılan 2600 civarında tabletler bulundu. Fakat tabletler üzerindeki yazılar okunamadı. Tabletler hakkında araştırma yapmak üzere Meksika’ya giden Churchward , Tibette öğrendiği Naacal dilinde yazılı olduğunu iddia ettiği tabletleri deşifre etti,
    Churchward’un iddiasına göre bu tabletlerde Mu Kıtası hakkında her bilgi yer alıyordu.Hatta Mu Kıtasının yok oluşundan sonra kurtulan insanların nasıl yeni kıtaya gelerek yeni bir medeniyet (Maya) kurdukları ayrıntılarıyla anlatılıyordu. Churchward tüm araştırmalarından sonra Mu medeniyeti hakkında çok getiren eserlerini yazdı. Toplam 5 kitaptan oluşan bu eserler dünyada birçok farklı dile de tercüme edilmiştir. Mu Kıtası efsanesi de adını da ününü de bu kitaplardan almıştır.

    James Churchward, her ne kadar Mu Kıtası hakkında bir çok araştırma yapmış olsa da, bilim dünyası tarafından bugün dahi ciddiye alınmamaktadır. Zira Churchward teorisine kanıt olarak bahsettiği
    Naacal Tabletleri’ni kendisinden başka görmüş herhangi bir kişi dahi çıkmamıştır. Kendisi bu tabletlerin Tibet’deki tapınaklar tarafından nesillerdir gizli tutulmuş olduğunu ve gizli kalması gerektiği için ortaya çıkarılmamasının doğal olduğunu ifade ediyordu. Ayrıca Meksika’da ortaya çıkartılan tabletlerin tarihlendirilmesi ile alakalı bir çok bilim insanı
    Churchward’ın çevirilerini ve iddialarını reddetmektedir. Zira tabletlerin günümüze çok daha yakın dönemlerde dua ayinleri için yerliler tarafından üretildiğini vurguluyorlar.b

    Atatürk ve Mu Kıtası Medeniyeti

    tahsin mayatepek mu kitasi
    Tahsin Mayatepek Mu Medeniyeti Üzerine Araştırmalar Yapmıştır.

    Kadim insanların ve batık bir kıtanın varlığı fikri 1920’lerden itibaren dünyada oldukça ilgi görmüş hatta bir çok kişi bu hikayenin büyüsüne kendisini kaptırmıştı. Mu’nun cazibesine kapılanlardan birisi de şüphesiz Atatürk’tü. Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk Türklerin tarihi ile ilgili çok ciddi bilimsel araştırmalar yaptırmış ve bu amaçla Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumlarını kurmuştu. Atatürk Mu medeniyetinin Türk tarihiyle bir şekilde bağlantılı olup olamayacağını düşmeye başladı bunu araştırması için 1935 yılında Tahsin Mayatepek’i Meksika’ya büyükelçi olarak atadı. Fakat Mayatepek’in amacı burada daha çok Mu Kıtası ya da Amerikan yerlilerinin dilleri ve kültürleri Türklerle bağlı olup olmadığını araştırmaktı. Hatta burada bir çok rapor hazırlamış ancak bir süre sonra bu konuda hakkında çok fazla somut netice alınamaması üzerine Atatürk bu araştırmalarından vazgeçmişti.

    En Son Makaleler

    Kişisel Gelişim Nedir?

    Temel Bütçeleme İlkeleri

    Olimposlu Tanrılar

    Makine Öğrenimi Nedir ?

    İlgili İçerikler