Son dönemde patlak veren Çiftlik Bank olayıyla beraber toplumca dolandırılmaya olan yatkınlığımız bir kez daha gün yüzüne çıktı. Peki ülkecek Çiftlik Bank’a gelene kadar hangi isimleri ihya ettik? Türkiye’de gündem olmayı başarmış unutulmayan dolandırıcılar kimlerdi?
#1 Eyüplü Halit

Eyüplü Halit Kurtuluş savaşının devam ettiği yıllarda İstanbul’da karıştığı üçkağıtçılıklarla ün salmış bir kişiydi. İşgal ordusunun şehri terk etmesi ve Türk ordusunun şehri teslim alması sırasında şehirdeki otorite boşluğundan faydalanarak birçok gayrimüslim vatandaşı dolandırmıştı. Arkadaşı arap Abdullah’la birlikte Rumların yoğun olarak yaşadığı Feridiye semtinde metruk bir bina ayarlayıp “karakol” açıyor!.. Bölgedeki zengin Rumları karakola çağırarak ihbarcılık suçlamasıyla sıkıştırıyor daha sonra da rüşvet karşılığında serbest bırakıyordu.
Eyüplü Halit dolandırıcılık suçuyla birçok kez cezaevine girip çıkmıştı. Hatta en meşhur dolandırıcılık hikayelerinden birisini de bu sırada gerçekleştirdi. Eyüplü Halit, 1935’te yine hapishanede tanıştığı kasa hırsızı bir İtalyanı kafalayarak Mussolini’ye bir mektup yazmış: “Sayın Mussolini ben sizi çok seven, fikirlerinizi çok takdir eden bir Türk’üm. Antalya’nın sizin hakkınız olduğunu savunduğum için hapis yatıyorum. Yardımınıza muhtacım…” Mektup postalandıktan bir ay sonra İtalyan Başkonsolosu ziyaretine gelmiş ve yüklüce bir parayı Eyüplü Halit’e teslim etmiş.
#2 Sülün Osman

Dolandırıcılar kralı olarak bilinen Sülün Osman, çevirdiği dolaplarla birçok filme ve kitaba konu olmuştur. Her ne kadar dolandırıcı olsa da halkın hayranlığını kazanmış bir isimdi. Özellikle İstanbul’a yeni gelmiş saf vatandaşları gözüne kestirirdi. 1950 ve 1960’lı yıllarda Galata Kulesi’ni satmak, Eminönü meydanındaki saati ve şehir hatları vapurlarını devretmek(!) , Boğaziçi Köprüsü 1 yıllığına kiralamak ve Taksim meydanına paspas atarak gelen geçenden ayakbastı parası almak gibi bir çok dolandırıcılık yöntemi geliştirmiş ve bu yöntemler de filmlere konu edilmişti.
Dolandırıcılığın inceliklerini Kumkapılı bir Rum’dan öğrendiğini söyleyen Sülün Osman , dolandırıcılıktaki maharetini o boyutlara taşımıştı ki, dolandırıcılıktan girdiği hapishane’de, yönetimi kandırarak “Alınteriyle yaşamak” adlı bir konferans bile vermiştir.
#3 Güney Zobu (Raki)

1980’li yılların ünlü dolandırıcısı Raki, alışılmışın aksine zor şartlardan gelmiş biri değildi. Tanındık bir aileden gelen Güney Zobu, ünlü paşalardan Hasan Rıza Zobu’nun torunuydu, babası Moskova Büyükelçisi Şemsettin Zobu idi. Ayrıca ünlü iş adamı Kuzey Zobu’nun ağbeyiydi.
Raki, dolar taşımanın suç olduğu yıllarda Almancı ya da Amerikalı kılığında büyük otellerde bavulla döviz satma vaadiyle çok kişiyi dolandırmıştı.
Gözüne kestirdiklerini, piyasa kurunun çok altında bir fiyatla döviz satmayı vaat ederek avlıyordu. Dolandırdıkları kişiler de zaten kanunsuz bir işlem sebebiyle dolandırıldıkları için şikayetçi olamıyorlardı.
#4 Banker Kastelli

12 Eylül Darbesinin ardından başlayan Özal döneminde ülkede başlayan sıcak para yarışı ortamında bir çok banker ortaya çıkmıştı. Televizyon ve gazete reklamlarıyla en yüksek faizi kendilerinin vereceğini söyleyen bankerler öyle oranlar telaffuz ediyorlardı ki yıllık enflasyon yüzde 30 iken aylık yüzde 12 faiz ile para topluyorlardı. İnsanlar evini, arabasını satarak büyük paralar kazanma hayalleriyle bankerlere koşuyorlardı.
Şüphesiz dönemin en meşhur bankeri ise Kastelli idi. Özellikle reklamlarında ünlü artistleri oynatması insanların güven duymalarına sebep oluyordu. Milli gelirin 70 milyon dolar olduğu günlerde Kastelli’nin elinde 100 milyar para toplanmıştı. 40 bankanın,bankerleri safdışı bırakan karara imza atmasıyla işler birden tersine döndü. İflas eden Kastelli yurt dışına kaçtı.
#5 Selçuk Parsadan

Selçuk Parsadan, Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde, “örtülü ödenek donlandırıcılığı” ile gündeme geldi. Parsadan, Orgeneral Necdet Öztorun’un sesini taklit ederek, dönemin başbakanı Tansu Çiller’i telefonla aradı, “İstanbul’da emekli subayların DYP lehine çalışarak binlerce oy toplayacağı” vaadiyle ‘Kemalistler Derneği’ için 5.5 milyar lira istedi. Para, ertesi gün Başbakanlık Örtülü Ödeneği’nden hesabına yatırılmıştı. Bu sıkandal 90’lı yılların unutulmaz olaylarından birisi olarak halen hafızalarda yer almaktadır.
#6 Kenan Şeranoğlu (Titan Saadet Zinciri)

Kenan Şeranoğlu tarafından kurulan Titan Saadet Zinciri, 1990’lı yıllarda varlık göstermiş ve Ponzi sistemine dayalı bir gruptur. Bir katılım ücreti karşılığında üyelerine kısa vadede son derece yüksek kâr oranları (sisteme kattıkları her üyeye 300 Mark) sunan Titan Saadet Zinciri, katılımcılarına zincire dahil ettikleri her yeni üye için de belirli miktarda prim ödemeleri de vadetmiştir.
Her yeni üye tarafından ödenen katılım ücreti, bahsedilen kısa vadeli ve yüksek kâr oranlı kazanç olarak daha önceki üyeleri ödenerek “zincir” ayakta tutulmuştur. Zincire katılım ücreti 2400 Alman Markı’ydı. Şaşalı partiler, lüks otomobiller ile göz boyayarak insanların ilgisini çeken yöntemle kısa sürede 35 bin üyeye ulaşmıştır. Bu ihtişamlı partilerin basına yansımasıyla patlak veren bu dolandırıcılık furyası kısa süre içinde çökmüş, sonuncunda da kurucusu Kenan Şeranoğlu hapse girerken, zenginlik hayalleri kuran üyeleri ise biraz daha fakirleşmek zorunda kalmışlardı.
#7 Ayşe Benli (Ayşe’nin Beşlisi)

Ayşe Benli’nin kumar çetesi Las Vegas’daki Venetino Casino’ya 2 milyon dolarlık kazık atarak ABD’yi bile karıştırdı. Ayşe Benli , Cumali Pelik , Recep Turna , Ahmet Ural ve Zeki Üçkol adlı Türkler oturdukları poker masasında kağıtları işaretleyerek oyun kazandılar. Çetenin tek kadın üyesi olan Ayşe Benli’nin hem hileyi planladığı, hem de işaretli kartları değiştirdiği belirtildi. Çete yakayı ele vermeden 2 milyon dolarlık ciroya ulaştı. İlk başlarda oyunlarda hile tespit edemeyen kumarhaneler kaybettikleri paraları Türkler’in şansına bağladı. Kamera görüntülerinde de anormal bir durum saptayamayan görevliler her seferinde kazandıkları binlerce doları çete üyelerine nakit olarak ödedi. Ancak son oynadıkları oyunda masadaki görevli şüphelendi. Buna rağmen hile ortaya çıkarılamadı. Çete ise elde ettikleri paraları da alarak sırra kadem bastı.
Bunun üzerine kumarhane görevlileri Nevada Şans Oyunları Denetleme Kurulu’na başvurdu. Nevada Oyun Komisyonu Şefi Keith Copher’in SABAH’a verdiği bilgiye göre, kumarhane sahiplerinin şikayeti üzerine kurul şüpheli Türkler’in gözaltına alınmasını sağladı. Ancak hile kanıtlanamadığı için Türkler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Çete üyeleri kayıplara karışınca Federal Polis devreye girdi. FBI 5 Türkü en çok arananlar listesinin başına aldı. Ancak bugüne kadar Türklerin izine rastlanamadı.

